Oyuna girdiğimizde bizi çok basit bir menü bekliyor, akabinde yine belki de görebileceğiniz en kolay oyun kontrolleriyle elimizde fotoğraf makinesi, salıyoruz kendimizi vahşi doğaya. Kamp alanında hava hafif esintili ve açık, fotoğraf çekmek için mükemmel bir ortam. İnsan bir başka diyarlara gitmiş gibi oluyor. Oyun içi menüden bahsedecek olursak ki sanıyorum iki satır sürecek: çünkü koca oyunda bir tane araç çubuğu, radar ve oyun kontrolleri var. Araç çubuğunda görevimiz, istenen ve çekilen fotoğraf sayısı ve hayvanların bize duydukları bir çeşit güven barı. Bu bar hayvanlara yaklaştıkça düşüyor. Kırmızı bölgeye geldiğinde ya hayvanlar sizden kaçıyor ya da saldırıyor. Oyun kontrollerinde ise kullanacağımız tuşlar. Radar da ise görevimizin hangi yönde olduğunu gösteriyor. Kontrollerin bu kadar basit ve anlaşılır olması oyundan çabuk sıkılmamızı engellediği gibi her yaşta kitlelere hitap ettiğini gösteriyor.
Hayvanların yanında sizden çiçek, hayvanların ayak izlerini ve bazen yaşadıkları yerleri de çekmeniz isteniyor. Ya da hepsini bir arada çeşitli kompozisyon şekillerinde. Evet, karıncayla çiçeğin aynı anda resmini istemişlerdi oyunun başında. Oyunda her zaman bize bir şeyler çekmemizi söyleyen iki tane de yarımcı elemanımız var bunlardan erkek olan Profesör James Connors ve bayan Valerie Deveraux bize yardım için hazırlar. James hayvanlar ve doğa hakkında bilgiler veriyor. Bayan Valerie Deveraux da bilgiler yanında oyun içi genel bilgiler veriyor. Ne tür resimlerin çekilmesi gerektiğini. Ya da o anda bir olay oluyor onun haberini iletiyor. Oyunun isminden ve deminden beri anlattığımdan anlayacağınız üzere oyunda sadece resim çekiyoruz. Başka yaptığımız hiçbir şey yok. Fakat bunun öyle çektim gitti usulüyle değil daha çok ağaçta otlanırken, su içerken, karnını doyururken ya da avlanırken vs. tarzında çekmemizi istiyorlar. Tabi ki bunlar sadece istenen görevler için. Bunun dışında istediğiniz kadar resmi istediğiniz yerde istediğiniz gibi çekersiniz. Yukarıda istenen şekilde dediğimde yanlış anlamayın. Resmini çekmemizi istedikleri hayvanın istediğimiz gibi resmini çekebiliriz bu konuda özgürüz. İlla ki karesi karesine resim çekmemiz gerekmiyor.
Geniş bir alanda olmamızdan mıdır bilinmez çok sade olmuş çevre. Çevreyle etkileşimin hiçbir şekilde olmadığı oyunda açık taş oyuklarının arasından bile geçemediğiniz oluyor. Sanırım görünmez bir engel var o yerde. Geniş çevrede belki oyuncuya çok açık alan rahat alan anlayışı sunmak istemişler fakat biraz süsleme kötü olmazdı. Sonuçta bu resimleri İstanbul’da parkta çekmiyoruz. Afrika’da çekiyoruz. Etrafta daha çok börtü böceğin ya da hayvanın olması hoş olurdu. Ancak bu çok sıkıntı yaratabilecek türden bir eksiklik değil.
Hayvanlardan bahsedecek olursak, oyunda 33 çeşit canlı var. Bunların 18′i büyük boyutlu ve yırtıcılar oluştururken kalan 15′i de börtü böcek dediğimiz ufak canlılar oluşturuyor. Gerçekmişçesine hareket eden hayvanları izlemek gerçekten büyük bir zevk. Ayrıca hayvanlar gerçeğine uygun birebir yapılmış. Hayvanlara ne kadar yanaşırsanız sizden o kadar ürküyorlar. Bir fili sürekli takip eder ve yanında durmaya çalışırsanız sizi kovalamaya başlıyor ya da bir zebraya aynı şekilde yanaşırsanız sizden kaçıyor. Bu şekilde ayarlanması hem mantıklı hem de zevkli. Fil’in beni sanki bir arenada boğaymışçasına beni kovalaması aklımda kalacak ilginç detaylardan biri bu oyun için. Karıncadan tutun aslana balıktan atmacaya kadar görmek isteyeceğimiz hayvanların hemen hemen tamamını gözlemleyebiliyoruz. Bir aslanın ya da çitanın avlanırken izlemek insanı heyecanlandırıyor. İşin en güzel kısmı da hayvanların birbirlerine duydukları sevgi. Bir yavru fili bir anne filin yanında resmini çekmek o kadar güzel ki. Doğanın kanunlarını öğrenmenin yanı sıra ne şekilde işlendiğini de görüyoruz oyunumuz sayesinde.
Seslere gelince, oyunda çok iyi bir seslendirme var desem şaşırır mısınız? Gerçekten diyorum. Sazlıkların içine girdiğimde rüzgarın sazlıklara vurmasıyla ve sazlıkların içindeki böceklerin seslendirilmesi mükemmel olmuş. Yine su sesi efekti aynı şekilde. Suda koştuğunuzda gerçekten koşuyormuş gibi su sesi geliyor. Hayvanların seslendirilmesi de gayet güzel. Genel olarak seslendirme gayet yerli yerinde, aslına bakarsanız neredeyse mükemmel diyebileceğimiz ayarda olmuş. Özellikle su üzerinde koştuğunda gerçekmişçesine insanı etkiliyor. Grafikler konusunda ne diyeceğimi bilemiyorum. Mükemmel olmasa da çok hoş grafikleri var oyunun. Canlılar üzerindeki dokular grafiklerin güzelliliğini bir kat daha arttırıyor. Çevre detayı her ne kadar az olsa da konulan her objenin grafiği özelle yapılmış sanıyorum. Grafiklerde geçer not alıyor benden. Şu günlerde bazı oyunlarda bile göremiyoruz bu denli grafikleri inanın bana. Her sistemde rahatlık kaldırabilecek bir oyun ayrıca. Düşük sistemlerde bile performanslı oynanabilen oyun güzel bir ekran kartı eşliğinde tam detayda enfes görüntüler de sergiliyor.
Genel olarak ister kendi başınıza ister ailenizle birlikte hem eğlenerek hem de öğrenerek oynayabileceğiniz bir oyun Safari Photo Africa Wild Earth. Sinirli olduğunuz anlarda bile oyuna girip bir iki fotoğraf çekmek ya da Afrika’nın o vahşi doğasında korkusuzca dolaşmak biraz rahatlamanıza yardımcı olacaktır. Hayvanların gerçek doğada yaptıklarının hemen hemen aynısını yaptıkları bir oyun olmuş. Belki alıştığınız bir tarz değil sürekli ateşli silahların ve savaşın ortasında kalıyorken bu cennet nerden çıktı diyeceğiniz olacaktır. Fakat ateşli silahlardan ve savaşlardan sıkıldığımız şu aylarda bir nebze olsun bizi neşelendiriyor ve sakinleştiriyor… Hepinize iyi oyunlar.
Etiketler: Oyun Tam Çözümleri
